
Arkadaşlar merhaba. :)
Mayıs ayı boyunca hiç yazamadım, özür dilerim. İnternetle ilgili bazı problemlerim vardı da.
Her neyse ben bu süre boyunca GÖÇEBE'yi bitirdim. Biliyorum bu kitabın yorumları için çıldıranlar var. :) Hemen anlatmaya başlayacağım.
Göçebe, Alacakaranlık Serisi'nin yazarı Stephenie Meyer'ın kaleminden. Bunu duyanlar bu kitabı daha çok okumak isteyecekler. Bende çünkü aynen böyle oldu. Dedim ki, Meyer kitap yazar da ben okumaz mıyım?
Sonra gidip hemen aldım.
Hikayeye giriyorum artık.
Arkadaşlar kitabın başında 3. kişili anlatım var eğer onu görüp de almaktan vazgeçerseniz yanılırsınız. İlk bir kaç sayfa öyle gçiyor sonra kitap 1. kişiliye dönüyor ve anlatan bahsettiğim ruh. Bir yanlış anlaşılma olmasın.
Şimdi, zaman bizim bildiğimiz zaman değil. Dünya artık insanların değil, insanların bedenlerine konulan ruhlarındır. Bu ruhlar her zaman insanların tam tersi olmuşlardır. Kötümser değil iyimser, savaşcıl değil barışcıl...
Ruhlar gezegen gezegen gezer ve ya kendi gezegenlerinde yaşarlar. ( Bunu kitapda daha ayrıntılı bir şekilde göreceksiniz.)
Yeni bir bedene alışmaya çalışan bir ruh ve bu beden de onunla konuşan beden sahibi, Melanie. Bu ruh, Melanie'nin vücuduna yerleştirilir. Ve Melanie, ruha direnç gösterir. Sürekli ruhu yıkmaya çalışır. Ama bedeni yöneten ruhtur kararları o verir.
Ruh, kendine Göçebe adını koyar. Bu adı koymasının sebebi Dünya gezegeni ile birlikte toplam dokuz gezegen gezmiş olmasıdır. O yüzden kendine Göçebe adını koymuştur.
Göçebe, Melanie ile yaşamaya yavaş yavaş alışmaya başlar. Ama onu zorlayan şey sürekli karşısına çıkan Melanie'nin anılarıdır. Bu anılar onu bir sona götürecektir ama bu son belli değildir. Melanie'nin anılarında sürekli o yakışıklı, sevecen ve ona aşık olduğu adam; bir yandan da sevimli, küçük ve narin kardeşi vardır. Göçebe, bu anılara artık alışır. Çünkü her zaman görür ve bu iki insana alışır.
Bu anılara bağlılığı onu, aynı Melanie gibi o adama aşık eder ve o küçük çocuğa sevgi besler. Kendisini onlara bağlar. Ve bunlar onu kaçınılmaz bir ölüme sürükler. Arizona, Tucson'da bir yolculuğa çıkar. Kendisini ıssız, sessiz ve aşırı sıcak bir çölde bulur. Melanie onu buraya getirmiştir.
Göçebe, beden sahibinin sözleri dinlmiştir. Ona itaat etmiştir. Normalde bu olmaması gereken bir şeydir. Ama Melanie'nin ailesini kendi ailesi gibi görüp, ruhların arasından ayrılmıştır. Bir ruh asla yalnız olmaz. Ama Göçebe, bu çölde tek başına bir ruhtur.
Hikaye devam ederken Melanie, hâlâ Göçebeye bazı şeyler gösteriri. Bazı şekiller. Bu şekillerin ne anlama geldiğini öğrenir. Bu bir haritadır ve onu bir yere götürmeyi amaçlar; Ailesine.
Ama artık gücü kalmamıştır. Kaç gündür çölde olduğunu bilmez. Sürekli yanlış yöne giderler, sürekli hata yaparlar. Artık onlar için ölüm zamanı gelmiştir. Zaten suları da kalmamıştı. Yiyecekleri bitmişti.
Derken bir adam onu bulur. Bu bir insandır. Melanie haklı çıkmıştır. Onu hâlâ bekleyen insalar olduğunu biliyordur. Bu adamın Jeb olduğunu söyler, Melanie ona. İyi biri olduğunu.
Jeb, onları insanlarla dolu bir yere götürür. Ve hikaye bitti dediğiniz anda başlar. :)
İyi okumalar.
Arkadaşlar kitabın filmi çıktı. İzlemek isteyenler TAVSİYE bölümünü okuyup da karar versinler. :)
Okuduğunuz için teşekkürler. :)
